16 Aralık 2012 Pazar
Üçlerkayası Frig vadisi Aslan kaya Tapımağı
Üçlerkayası köyü Frig vadisi Aslan kaya Tapınağı.Frigl er yerleştikleri yerlere,barınma yerleri ve Tapınaklar yapmışlar.Ölüleri için de Kaya Mezarlar yapmışlar.Bunları yerin de görmek isterseniz,Afyon,İhsaniye,Üçlerkayası köyüne gelmeniz gerekiyor.Daha fazla bilgi için sitemizi inceleyin.
Etiketler:
aslan kaya tapınağı,
frig vadisi,
üçlerkayası
17 Kasım 2012 Cumartesi
Friglerin Yaşadığı Topraklar
Frig Vadisi Üçlerkayası köyü Köyümüz Afyon İli İhsaniye İlçesine Bağlı ,Frigler!in Uygarlık kurduğu ve yaşadığı,Tarihi,kültürü,ve Doğa güzelliklerini bir arada barındıran ender beldelerimizden biridir.Köyümüzün Eski Çağlardaki adı Leon,Aslan anlamına gelmektedir..Köyümüzde Aslan kabartma Tapınaklaırı da bunu belgeliyor.Daha sonraları buralar Türk yurdu olunca köyümüze.Leyen,İliyen,İlyen gibi isimlerle anılmış,Sonradan Üçlerkayası olarak değişmiştir.Köyümüze yerli ve yabancı Turistlerin uğrak yeri olmuştur.Köyümüze Tarih,Doğa,gezgincilerini bekliyoruz.
Etiketler:
afyon,
friglerin yaşadığı topraklar,
iliyen,
ilyen,
leon
28 Ekim 2012 Pazar
CUMHURİYETİN KAZANILDIĞI TOPRAKLAR
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
Etiketler:
afyonkarahisar,
cumhiriyetin kazanıldığı topraklar
21 Ekim 2012 Pazar
17 Temmuz 2012 Salı
Üçlerkayası ve Trizm
Baharın gelişiyle birlikte,havalar ısındı.Köyümüze yerli ve yabamcı ziyaretciler gelmeye başladı.Duyan merak edib köyümüze geliyor.Bizlerde köy halkı olarak gelen misafirlerimize elimizden gelen misafir perverliği göstermeye çalışıyoruz.Köyümüzün Muhtarı bu komuda çok ğayretli köyümüze daha çok ziyaretci gelmesi konusunda gerekli ğayreti ğösteriyor.Köyümüze gelen ziyaretcilerle bire bir ilğileniyor.Onların ihtiyaçlarını elinden ğeldiğince karşılamaya çalışıyor.Köyümüzün İnternet sitesini kuralı köyümüzü herkes tanımaya başladı.Daha önceleri bizim olan Tarihi yerler ilğisizlikten Döğer sahip çıktığı için hep Döğer deye ğeçiyordu.Şimdi kendi İnternet sitemizde Köyümüzü tanıtmaya çalışıyoruz.İnsanlar Üçlerkayası ismini ezberlemeye başladılar.Yerli ve yabancı ziyaretciler dahada ğelmeye devam edecekler.Birde inkanımız olsada Kültür,Trizm şenlikleri düzenleye bilsek.Ozaman daha çok ziyaretci çekeriz bu yüzden parada kazanır köyümüz.Çünkü katılım çok olunca ziyaretci artınca ğelen ziyaretciler ihtiyaçlarını köyümüzde karşılarsak onlardan para kazanırız.Trizm demek para demek inşallah biz de ilerki yıllarda Trizm den ğerekli desteği ve payı alırız.
Etiketler:
trizm,
üçlerkayası,
ziyaretci
Göl kenarında Piknik
Havalar ısındı Balık mevsimi ve piknik mevsimi açıldı.Döger beldesindeki acı olayı hiç birimiz unutamayız.Serinlemek için gölete giren geç yüzme biliyorum diye biraz açılmış.Göletin altı toprak olduğu için çamura sablanmış ve boğulmuş.Buradan ailesine baş sağlığı diliyorum.Ve diyorumki aman gençler dikkat bizim göletlerin altı kum değil tobrak tobrak oldugu için suyun aldı bataklık oluyor.Biraz serinlemek için canınızdan olmayın.Sakın göletlere yüzmek için ve serinlemek için girmeyin bizleri ve ailelerinizi üzmeyin.Piknik mevsimi nedeniyle göl kenarlarına piknik yapmak için ve balık tutmak için göl kenarına gidiliyor.Güzel birşey ama sakın gölete ve göletlere girmeyin.Ne kadar iyi yüzücü olsanızda gölette yüzülmez göletin suyu'nun kaldırma kuvveti deniz suyu gibi kuvvetli değil.gölet suyunun kaldırma kuvveti çok zayıf deniz suyu gibi kuvvetli değil.Sakın dene meye kalkmayın.Buradan büyüklerede iş düşüyor gölete giren çocukları uyaralım onları ikaz edelim benim coçuğum değil deyerek vurdum duymazlık yapmayalım.Cocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkalım.Onları uyaralım ve koruyalım.Bir daha böyle acı yaşamayalım.
31 Mayıs 2012 Perşembe
7 Nisan 2012 Cumartesi
KÖYÜMÜZÜN ULAŞIMI

İhsaniye Döğer Üçlerkayası yolundan, Döğer Üçlerkayası yol ayrımından, Nallı Kaya Mezar odalarının yanından Üçlerkayası yönüne dönerseniz köy girişinde sizi Mandıra Günkaya peynir fabrikası karşılar, kısa bir yolculuktan sonra Üçlerkayası Köyüne ulaşırsınız. Adak Tepesi'nin üzerinden çevredeki sit alanlarını rahatlıkla görebilirsiniz. Halk arasında uzun yıllar İlyen olarak kullanılan Köyümüzün adı Eski çağlardaki adı, Aslan anlamına gelen Leon olarak geçer .Köyümüzün bugünkü adı rivayetlere göre Üçkayacık diye adlandırılan Kaya yerleşimlerinden geldiği söylenmektedir. Aslında Köyümüz üç tepenin ortasındadır. Doğusunda Adak tepesi, Batısında Bostan tepesi, Kuzeyinde Asma tepesi bulunmaktadır.
Ihsaniye Döğer Üçlerkayası route, Döğer Üçlerkayası road section, Nallı Kaya Grave chambers Üçlerkayası from turning progressively village you at the entrance of the Dairy Günkaya cheese factory, meets a short trip Üçlerkayası after the hand To The Village. Hill To Make An Offering over the surrounding protected lands cavalierly. you can see The People of a long for years iliğen as the used in the Village name Former çağlardaki name, The Lion'S would mean that the Leon in the current .Our Holiday Village of today's name rivayetlere according to the Üçkayacık
Etiketler:
ilyen,
üçlerkayası köyü
25 Mart 2012 Pazar
ÜÇLERKAYASI KÖYÜNÜN MESİRE YERLERİ

Köyümüzde o kadar çok Mesire yerleri varki!
Aslında saymakla bitmez öyle güzel mesire yerlerimiz varki ilk aklıma gelenler Emre Gölü doğal bir göldür.Oraya piknik yapmaya geldiğinizde hem piknik yapacak hem yakınlarındaki Emre sultan türbesini ziyaret edersiniz,hemde Aslan kayayı hemde Kapıya 1 ve Kapıkaya 2 yi ziyaret edersiniz.Gölcük hem yeşillik hem ağaçlık hemde sıra sıra çeşmeleri bol suyu vardır.oradada gönlünüzce piknik yapıp ilerisindeki kayalıkları mağaraları gezersiniz.oradan da ayrılmak istemezsiniz.Köyümüzün yaklaşık 750 m.ilerisinde sulama göleti vardır orasıda piknik için en uygun yerlerden biridir,gönlünüzce piknik yapıp mevsiminde balık tutubilirsiniz.balıkları çok lezizdir. az ilerisi koru ormanlık mis gibi dağ havası göletin batısında möhür pınarı ve yemişen mıntıkalarında irli ufaklı frig kaya yerleşimleri vardır.buradada gönlünüzce piknik yapıp hem doğa hem tarihi bir anda yaşaya bilirsiniz.Balıkla sulama göletinin az ilerisinde sulama göletimizin suyunu karşılar gelib görmelisiniz.Allah öyle su vermişki etrafı havuz şeklinde çevrili üstü kapalı her iki tarafından insan vucudu genişliğinde suyu akar.içinde balıklar vardır. hangi tarihte ne zaman geldikleri bilinmez balıkla ismini bu balıklardan alır.Suyu çok tatlıdır güzel çayı olur Balıklanın çevresi hem yeşillik hem ağaçlık hem bol su buradan da ayrılmak istemeyeceksiniz. ailecek geilip piknik yapabilirsiniz.bunlar gibi daha pek çok mesire yerlerimiz vardır.köyümüz su bakımından çevre köylere göre çok şanslıdır.Hemen hemen köyümüzün her tarafında çeşmeler mevcuttur.Köyümüzün hayır sever insanlarının eserleridir.Tabiki suyun olduğu yerde hem yeşillik hem ağaçlık oluyor.Köyümüze gelen misafirler memmuniyetle ayrılıyrolar.Köyümüzün insanları çok misafir perverdir. Emrullah ÇELİK
18 Mart 2012 Pazar
Midasım Kulakları Çınlasın

Bilindiği gibi insanlar tarihleriy'le yaşar. İnsan oğlunun geleceğine Tarihi yön verir.bizimde şanlı Tarihimizin yanında bir de bizden önceleri bu topraklarda yasamış kavimler vardır.bunlardan biride Frigler Eşkişehir,Kütahya,Afyonkarahisar bölgelerinde yaşamışlar tabiki Friglerin yaşadığı yerlerden biri de Afyon Üçlerkayası köyüdür.
Tarihin her döneminde cazibe merkezi Anadolu'da bir uygarlık olan 3000 yıllık Frigya, Ertuğrul Algan'ın kalemiyle tanıtılıyor.
Yakın geçmişimiz değil de uzak geçmişimiz hakkında nedense merakımız had safhadadır. Biz insanoğlunun, aynı çağda yaşasak da, Afrika milletleri gibi medeniyetlerin -hala eski zamanı yaşadıkları için- hayatları, yaşantıları ilgimizi çekmiştir. Kimi zaman da bulunduğumuz topraklarda yaşamış ve dünyada sadece belli belirsiz izleri kalmış medeniyetler hakkında bilgi edinmek tutkumuz haline gelmiştir. Bir bakarsınız Spielberg 'Kamçılı Adam' filmiyle izleyicinin merakını kamçılar, ya da bakarsınız ki, İngilizler -başka dertleri olmadığından herhalde- bütün bir millet Nil Nehri'nin kaynağını bulmak için seferber olurlar. Hatta bütün bunlar bir yana, Hz. Muhammed(sas)'in, kendisine verilen peygamberliği insanlara duyurduğunda aldığı ilk tepkilerin, "Bize geçmişte yaşamış kavimlerden haber ver. Bize atalarımızın yaşayışlarını anlat." gibi merak ifadeleri olması da meseleyi 'merak'la açıklamak açısından iyi bir örnek.
Ertuğrul Algan da, Anadolu Üniversitesi'nde Televizyonculuk ve Sinema bölümünde okurken bir sevdaya tutulmuş ve arkeologlar gibi, bulunduğu Eskişehir yöresinde ve oralarda 3 bin sene önce belirgin kalıntılar bırakmış Frig Krallığı'nın izlerinin peşine düşmüş.
Gavur kurşun sıkmamış biz dinamitliyoruz
Algan, kitabı basına tanıtırken Frig kalıntılarının bulunduğu bölgede yaşadığı bir anısını anlattı. Bu anı, Batılıların tarihi kalıntılara verdiği önemi göstermesi açısından hayli ilginç: Kalıntılara yakın bir köyde Kurtuluş Savaşı gazisi ihtiyar, "Biz burada düşmanla harb ederken tarihi kalıntıların arkasına gizlenirdik. O zaman düşman askeri ateş edemezdi, kalıntılara bir şey olur diye..." diyor. Hatta Algan'a göre şimdiki tahrip Kurtuluş Savaşı yıllarından daha fazla. Aslında yukarıda da belirttiğimiz gibi bunun tek sebebi merak (!), başka bir şey değil. Ama bizdeki merak tabii ki tarihi kalıntılara değil: Tarihi eserlerin, özellikle mezarların içinde bulunabilecek altınlara... İnsanlar buralardaki büyük kaya bloklarının içlerinde altın bulmak ümidiyle onları havaya uçurabiliyorlar. Bütün bu olanlar, bölge koruma altında olmasına rağmen yaşanan şeyler.
Frig Krallığı ve Midas
Anadolu İÖ 1200'lü yıllarda, 11. yy'da yaşananın aynısı bir tarihi yaşamış. 11. yy'da Alparslan'dan sonra Türk boylarının Asya'dan göçüne sahne olan Anadolu toprakları, İÖ 1200'lü yıllarda da Trakya'dan Anadolu'ya gelen Avrupa kavimleriyle göçe uğramış. İşte Frigler de bu uluslardan sadece birisi. Yani Frigler de, bizim Karasioğulları, Candaroğulları, Dulkadiroğluları gibi bir kavim. Medeniyetlerini Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Seyitgazi dörtgeninde kuran Frig Krallığı'nın en meşhur kralı ise Midas. 'Dağlık' diye anılan bölge turizm açısından tanınmıyor. Bu yüzden buna atıfta bulunan yazar, " Bir arkeoloji çalışması olmak gibi bir amacı bulunmayan bu kitabın gayesi, Anadolu topraklarındaki bu önemli mirası, tarihsel, kültürel ve coğrafi bir perspektif içinde, görsel ağırlığı ön planda tutarak geniş kitlelere sunmaktır." diyor.
Midas'ın kulakları
Midas, Frig kralı olmasından çok hakkındaki efsanevi hikayeyle bilinir. Hikaye şöyledir: Midas'tan, Apollon ile Satyr Marsyas arasındaki müzik yarışmasına hakemlik etmesi istenir. Midas'ın kararıyla yarışmayı kaybeden Apollon çok kızar ve Midas'ın kulaklarını eşek kulağına çevirerek ondan öç alır. Midas kulaklarını bir başlığın altına gizlerse de bu sırrı berber öğrenmiş bulunur. Kralın sırrını kimseye söylemeyeceğine yemin etmesine rağmen kendini tutamaz ve berber gider bunu bir çukurun içine fısıldar. Sonra çukuru doldursa da orada büyüyen sazlar, rüzgar estikçe ıslıksı bir ses çıkararak sırrı yayarlar: "Midas'ın kulakları, eşek kulakları."kaynak:zaman
4 Mart 2012 Pazar
Üçlerkayası Tarihi Mekanları
Üçlerkayası köyü Frig vadisi Frig kaya yerleşimleri Frig vadisi Turizm kuşağı kapsanımda Üçlerkayası köyü birinci derece Turizm merkezi olma yolunda ilerleme kaydediyor.Üçlerkayası köyün'de Frigler'den kalma çok sayıda tarihi kalıntılar görülmeyi ve keşvedilmeyi bekliyor.
Tarihi ve Tarih öncesi çağlara ait Filim çekmek isteyenlerin arayıpta bulamayacağı mekanlar mevcuttur.Arog Cem Yılmazın Filmi Üçlerkayası Köyü yakınlarındaki Döğer kasabasında çekilmiştir.Üçlerkayası köyünde Sinama çekmek için çok güzel mekanlar mevcuttur.Kaya yerleşimleri,Kaya mezar odaları,Tapınaklar,Aslan kaya,Kapı kaya ı.ıı
bu ve benzeri bir çok tarihi kalıntı bulunmaktadır.
Etiketler:
frig,
sinama,
turizm,
üçlerkayası
22 Şubat 2012 Çarşamba
Frig Vadileri
Frig Vadileri, şimdiki Eskişehir, Kütahya ve Afyon il sınırları içerisinde kalan bölgeye yayılmış olan ve Frigya medeniyetinden izler taşıyan tarihi kalıntıları ve antik eserleri bünyesinde barındıran bölgede Bölgedeki eserler
Friglerin tarih boyunca siyasi ve kültürel açıdan en güçlü ve etkili oldukları bölge, Yukarı Sakarya Vadisi'nde Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasında kalan ve klasik dönemde Küçük Frigya olarak adlandırılan bölgedir.
M.Ö. 8. yüzyıl ile M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısı içinde bölgede bir çok Frig kale tipi yerleşmeleri kurulmuştur.
ir. Midas - Yazılıkaya Vadisi'nde
Bölgedeki anıtların en görkemlisi olan Han ilçesinde bulunan Midas Anıtı (Yazılıkaya)'nın bulunduğu bölgededir.
• Akpara Kale
• Gökgöz Kale
• Pişmiş Kale
• Kocabaş Kale
Kümbet Vadisi'nde
• Kümbet Asar Kale
• Ballık Kale
• Yapıldak Asar Kaya
Köhnüş Vadisi'nde
• Köhnüş Kale
• Demirli Kale
• Çukurca Kale
• Üçler Kaya (üçlerkayası)
• Kırk Merdiven Kale (üçlerkayası)
• Nallı Kaya (üçlerkayası)
• Döğer Asar Kaya
• Delik Taş
Türkmen Dağı'nın kuzeyindeki küçük vadilerde
• Fındık Asar Kaya
• Doğuluşah Kalesi
20 Şubat 2012 Pazartesi
Frig Vadisi Afyon
Frig vadisi denince aklımıza Afyon,Kütahya,Eskişehir gelir.Frigler, Hititler'den sonraları gelip bu bölgeye yerleşmişler bu bölge ve Şehirler etrafında yaşamlarını sürdürmüşler dir.Afyon bölgesinde Friglerin yaşadıkları yerler,İscehisar İlçesi Seydiler kasabası burada Friglerden kalma bir çok tarihi kalıntı kaya yerleşimleri bulunmaktadır.özetleyecek olursak kırk inler,Seydiler kalesi,kuzinkaya mağarası,balıklı kaya mezar odaları sadece bir kaçı İscehisara bağlı Selimiye Köyünde Selimiye kaya yerleşimleri ayrıca bu bölgede bir çok Peri bacaları vardır.Seydilerden sonra İhsaniye Ayazini Metropolis burada bir çok kaya yerleşimleri Kaya Kilise ve bir çok tarihi kalıntı bulunmaktadır.Ayazinden sonra Kayıhan Kasabası Göğnüş vadisi Kral Mezar odaları,Aslan Taş,Yılan Taş,Maltaş görülmesi gereken yerlerdir.Kayıhandan sonra Demirli Demirli Kalesi Demirli Kaya yerleşimleri görülmesi gereken yerlerdir.Demirliden sonra Üçlerkayası Köyü Burada köyün girişinde Nallı kaya Kaya mezar odaları Kaya mezarlar Köye gelindiğinde Bostan tepesi Bir Kale görünümün'de olan bu Tepenin eteklerinde inci gibi yan yan sıralanmış Kaya Mezar odaları,Tepenin etrafında büyük Kaya Yerleşimleri Tepenin üzerinde Kral Tahtı tahtın ilerisinde Oda şeklinde kayadan merdivenleri olan kaya yerleşim doğusunda Gökce Kayalıkları Kaya terleşimleri,Peri bacaları Gökce kayalıklarının doğusunda Üçlerkayası Kaya Yerleşimleri Üçlerkayası Döğer Arasında bulunan Aslantaş Üçlerkayası Yakınlarında bulunana Kapı kaya1 Üçlerkayası Döğer yol ayrımında Kapı Kaya2 ve daha birçok Tarihi kalıntı bulunmaktadır.Döğer Kasabası Urumkuş Mağaraları,Sarımusa kayalığı,kaya yerleşimleri Emre Gölü kenarında Sarnıç,Kale ve Peribacaları ve daha birçok tarihi kalıntı bulunmaktadır.Aslan Taş Döğer ile Üçlerkayası arasında kalmıştır.her iki tarafta kendi sınırlarında olduğunu söylüyor,Üçlerkayası Kalesi hizasında Emre Gölü kenerında olduğuna göre bende Üçlerkayasında diyorum.aslında orada olmuş burada olmuş her iki tarafında ortak mirasıdır.her iki tarafta sahip çıkıp kurumalıdır.
Phrygian Valleys of the present time, Eskisehir, and Kutahya Afyon provincial borders of the remaining in the spread to the region and the Frigya civilization traces of the date and the remains of ancient within the works of housing the region.
ESERLERFRIGLERIN In The Region during the history and political from the point of cultural'S most powerful and were effective, the region Up Sakarya in the Valley of Eskisehir, Afyonkarahisar and Kutahya provinces of the between classical and Small in the period as Frigya region which is called. M.Ö. 8. Century and the M TO.Ö. 6. First of the century in the half of a in the region is very Phrygian castle type settlement was established.
Midas - Yazılıkaya Valley in [shift In The Region]monument görkemlisi most of the Han district of Midas in the Monument Of Yazılıkaya (')of the region. Akpara Castle Gökgöz Cooked The Kale Kale Kocabas Castle Dome in the Valley of change [Dome]Works Castle Ballık Castle Yapıldak Works Kaya Köhnüş in the Valley of change [Köhnüş]Kale Anchored Castle Depressed Castle Warriors For Forty Kaya Stairs Castle Nallı Kaya Döğer Works Kaya Holes Turkoman Stone The Mount of small north valleys [change]
Phrygian Valleys of the present time, Eskisehir, and Kutahya Afyon provincial borders of the remaining in the spread to the region and the Frigya civilization traces of the date and the remains of ancient within the works of housing the region.
ESERLERFRIGLERIN In The Region during the history and political from the point of cultural'S most powerful and were effective, the region Up Sakarya in the Valley of Eskisehir, Afyonkarahisar and Kutahya provinces of the between classical and Small in the period as Frigya region which is called. M.Ö. 8. Century and the M TO.Ö. 6. First of the century in the half of a in the region is very Phrygian castle type settlement was established.
Midas - Yazılıkaya Valley in [shift In The Region]monument görkemlisi most of the Han district of Midas in the Monument Of Yazılıkaya (')of the region. Akpara Castle Gökgöz Cooked The Kale Kale Kocabas Castle Dome in the Valley of change [Dome]Works Castle Ballık Castle Yapıldak Works Kaya Köhnüş in the Valley of change [Köhnüş]Kale Anchored Castle Depressed Castle Warriors For Forty Kaya Stairs Castle Nallı Kaya Döğer Works Kaya Holes Turkoman Stone The Mount of small north valleys [change]
Etiketler:
afyon,
eskişehir,
frig vadisi,
kütahya
10 Ocak 2012 Salı
ADAK TEPESİ
Adak tepesi hakkında bir riyavet bulunmaktadır rivayetlere göre Ali dede İsminde bir ulu Evliya olduğu söylenen kişiye ait bir yatır olduğu söylenir şimdilerde unutulmuş bir gelenek bun dan yaklaşık yirmi otuz sene önceleri benim çocukluğumda mubarek Aylarda ve Arife günleri ve bir kişi adak adadığında adak tepesin de adak dağıtılırdı genellikle çocuklar bulunurdu şeker adağı lokum adağı ve Afyona özel haşhaşlı nokul haşhaşlı Ekmek adağı dağıtılırdı Ogünleri biz çocuklar da bayram ederdik ne güzeldi Oğünler şimdilerde bu gelenekler unutuldu yıllar geçtikce gelenek ve göreneklerimizi untuyoruz gelenek görenek örf ve adetlerimizi bizlere unutturdular şimdiki yetişen yeni nesile otuz sene önceki adetlerimizi anlatsanız onlara masalgibi gelir adaktepesinde adaklar dağıtılır orada yatan zata fatiha okunur du şimdi adaktepesi köyümüzün içme suyunu köyümüze dağıtan depo yapıldı köyümüze içme suyu adak tepesine yapılan su deposundan dagıtılıyor .
Etiketler:
adak tepesi,
üçlerkayası
1 Ocak 2012 Pazar
Afyonkarahisar Kalesi

“Düzlükte, gelip geçse de yol, Afyonkarahisar'dan
Ey yolcu, görünmez Afyonkarahisar, istasyondan
Şayet vaktin olursa tırman Kale'ye
Bak Afyonkarahisar'a gökyüzünde bir balkondan”
Diyor Ozan Arif Nihat Asya dizelerinde. Gerçekten de bir kentle, şairlere, alimlere, sanatçılara, mescitlere, mahallelere adını veren , destanlarda, efsanelerde, türkülerde, manilerde kuşaktan kuşağa aktarılan, yerden tam 226 metre yükseklikteki trakit bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş bulunan Karahisar Kalesi için “Gökyüzünde bir balkon” dan başka nasıl bir nitelendirme yapılabilir ki?
Öyle sanıyoruz ki, Afyonkarahisar deyince Karahisar Kalesi'ni, Karahisar deyince de Afyonkarahisar'ı hatırlamamak mümkün değildir. Afyonkarahisar şehri ile özdeşleşen Karahisar Kalesi'nin günümüzden yaklaşık 3 bin 340 yıl önce, İsa'dan Önce 1340'lı yıllarda Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit Kralı II.Murşil tarafından, askerlerinin kışı geçirmeleri amacıyla yapıldığı sanılmaktadır.Kale'nin o zaman ki adı Hapanuva, yani “ Yüksek Tepe Şehri “ dir. Daha sonra Mira Kuvalya Krallığı'nın egemenliğine bırakılan Hapanuva eteklerine Frigler zamanında köy kurulur ve “Akronio” ya da “Akroniom” adını alır. Sırasıyla Lidyalılar, Persler ,Helenler, Bergama Krallığı,Pont krallığı, Romalılar ve Bizanslılar'ın egemenliğinde kalan Kale, Hicret'ten sonra İstanbul'u fethetmek amcında olan Emevi Halifelerinin ,Anadolu'ya yaptıkları seferler sırasında birkaç kez el değiştirdikten sonra , Alparslan'ın oğlu Melikşah zamanında Selçuklu topraklarına katılmıştır. Daha sonra Devlet Hazineleri2nin Kale ‘de saklanmasından dolayı “Karahisar-ı Devle” yani “Devletin Karahisarı” adını alır. Anadolu Beylikleri döneminde Sahipoğulları ve Germiyanoğulları'^nın hüküm sürdükleri Karahisar-ı Devle ,1392 yılında Yıldırm Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılır. Ankara Savaşı'ndan sonra Timur ordularının hakimiyetine giren Karahisar-ı Devle, Timur'un beylere, topraklarını geri vermelri üzerine Germiyanoğulları'na, daha sonra vasiyet yoluyla 1428 yılında Osmanlı Türk Birliği'ne katılır. Anadolu'daki diğer karahisarlarla karışamamsı için “ Karahisar-ı Sahib” yani “ Sahibinin Karahisarı” adını alır. Mevcut Şeriye Sicillerine göre Karahisar'ın başına Afyonkarahisar kelimesi ilk kez 1651 yılında gelmiş ve o günden bu yana Afyonkarahisar adı ile anılır olmuştur. Burada yeri gelmişken bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Karahisar kalesi, Selçuklu hakimiyetinden başlayarak içinde bulunduğu kente adını vermiş hatta bu ad, Cumhuriyet 'in ilk yıllarında da kullanılmıştır.Ne yazık ki, daha sonra resmi bir karar olmamasına rağmen, Afyonkarahisar adı, uzunluğu nedeniyle kısaltılmış ve karahisar adı atılarak “Afyonkarahisar” biçiminde kullanılmaya başlanmıştır. Oysa ki şehrimizin gerçek adı Afyonkarahisar'dır. Dünyada ülkeler ve şehirler kendi asları üzerine tarih yaratmaya çalışırken, baştan başa tarih olan “Karahisar”ın şehrimizin adından kaldırılmış olması üzücüdür.
Efsanelerde Karahisar Kalesi 3 bin 340 yıllık bir geçmişe sahip olan Karahisar kalesi, defalarca el değiştirmiş, öyle sanıyoruz ki her defasında yeni bir efsane, yeni bir destana mekan olmuştur. Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi yerden 226 metre yükseklikteki trakit bir kaya kütlesi üzerinde kurulu bulunan Kale'yi fethetmenin öyle kolay bir iş olmadığı tartışmasız bir gerçektir. İşte bu nedenle Battal Gazi'den Hazreti Ali'ye ,Beyböğrek'ten Çavuşbaşı'na ,Horoz Dede'ye kadar pek çok efsane anlatılır Karahisar Kale'si için İlginçtir ki, anlatılan bu efsanelerin izleri, günümüzde bile varlığını korumaktadır. Halk arasında anlatılan Hazreti Ali ya da Düldül'ün ayak izleri efsanesine göre, İslam halifelerinden Hazreti Ali, atı Düldül'ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapmaktadır. İşte böyle seferlerin birinde Afyonkarahis'a gelen Hz. Ali, Hıdırlık Dağı'nda konaklamak için sertçe yere basınca, buradaki bir kaya üzerinde ayağının izi kalır. Daha sonra Hıdırlık'tan Kale'ye atlayan Düldül, burada da dizginlenince bu kez ön ayağının izi bir kayanın üzerinde kalır. Hz. Ali, Düldül'ü sulamak için su yalağına vardığında, atı bağlayacak bir yer bulamaz ve dört parmağı ile yalağın yanındaki bir taşa vurarak taşı deler ve atı buraya bağlar. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Afyonkarahisar Kalesi'nde bugün Düldül'ün ayak izi ile atın bağlandığına inanılan kaya üzerinde delik, hala varlığını korumaktadır. Karahisar Kalesi ile ilgili bir başka efsane ise Battal Gazi ile ilgilidir: Afyonkarahisar'da 740 yılında öldüğü konusunda tarihçilerin birleştiği Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet Tarhan kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yapar, içeridekilerin dışarısı ile bütün bağlantılarını keser. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans İmparatoru' na haber salar ve 100 000 kişilik bir ordu yardım için yola çıkar. Kalenin burçlarından Battal Gazi'yi görerek aşık olan komutanın güzel kızı O'na bir kötülük gelmemesi için çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi'ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra bir kağıt yazar, taşa sararak üzerine atar. Battal Gazi, bir iki kıpırdandıktan sonra hareketsiz kalır. Battal'ın uyunmadığını gören kız telaşlanır, babasına Türklerin komutanının çayırda uyuduğunu söyler ve güya O'nu öldürmek için zehirli bir hançer ister. Battal Gazi'nin yanına gelen kız onu ölmüş olarak bulur. Çünkü attığı taş, Battal'ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur. Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir. Bizans ordusu kalenin eteklerine geldiğinde amansız bir savaş başlar, Ahmet Tarhan askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan Karahisar Kalesi'nin eteklerinde, şu anda Ulu Camii ‘nin karşısındaki mezarına gömülür. Yenilgiden sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve Battal'ın cesedini Eskişehir dolaylarına atar. Böylece Bizanslılar, Battal Gazi'nin öldüğünü anlayamaz ve daha uzun süre onun korkusuyla yaşarlar. Şu andaki Olucak Çeşmesinin, Çavuşbaş mahallesinin ve Çavuş Dede mezarının doğuşu ile ilgili olarak anlatılan Çavuşbaşı ya da Çavuş Dede efsanesi ise şöyledir: Afyonkarahisar sancağı Türk egemenliğine girmeden önce burada valilik yapan kişiye Türk hükümdarı elçiler göndererek kalenin Türklere teslimini ister. Her defasında ret cevabı alınması üzerine hükümdar en güçlü Çavuş Başını Karahisar Kalesi'nin alınması için görevlendirir.Çavuşbaşı askerleriyle birlikte birkaç gün içinde Muttalıp bağlarına gelir. Bunu haber alan kale komutanı, kaleye kapanarak savunma düzeni alır. Ertesi sabah Türk askerleri Karakuyu'ya ulaşır. Su stoku tükenen askerler, Karakuyu'da su içmek isterler ama su sağlığa zararlı olduğu için vazgeçerler.Bunun üzerine çevrede su aramaya başlarlar ancak bulamazlar. Durum Çavuşbaşına bildirilir. Çavuşbaşı, yanına birkaç kişi alarak Yağdan denilen kayalıklara doğru gider. Çok yüksek bir kayanın önünde bazı dualar mırıldanır ve “Burada bir su olacak” diye bağırıp kılıcını kayaya vurur. Kılıç darbesiyle yarılan kayadan su fışkırır. Çok güzel ve şifalı olan su askerlerin yorgunluğunu giderir. Dinlenen ordu bir Cuma günü kaleye saldırır ve kale zapt edilir. Şehitler arasında Çavuşbaşı da vardır. Bugün Afyonkarahisar'ın Çavuşbaş mahallesindeki Olucak suyu güzel bir memba suyu olarak vatandaşlarca içilmektedir. Olucak çeşmesinin karşısındaki Çavuş Dede mezarı dertlilerin derman aradıkları, adaklar adadıkları küçük bir türbe olarak varlığını korumaktadır.
Dilek Yeri Karahisar Kalesi
Karahisar Kalesi, tarihi boyunca, evlenmek isteyen kızların iyi bir kısmet diledikleri, kısmeti bağlı olanların kısmetlerinin açıldıkları yer olmuştur. İnanışa göre, taliplisi çıkmayan yada evlenme zamanı gelmiş kızlar yanlarında yaşlı bir kadınla birlikte Cuma günü Karahisar kalesinin yolunu tutarlar. Ancak yanlarına birde asma kilit alırlar, kilit kaleye çıkılmadan önce kilitlenir. Kaleye çıkıldıktan sonra, yaşlı kadın kaleye çıkılmadan önce kilitlenmiş olan kilidi kızların başlarında açarak, inanışa göre bahtlarını açar. Daha sonra kızlar Kız Kulesi'nden
“Bahtım bahtım
Altın tahtım
Evlenecek vaktım”
Diyerek bağırırlar. İnanılan odur ki tahminen bir hafta sonra bu kızlara hayırlı birer nasip çıkar ve nişanlanırlar.
Bu gelenek, Hıdırellez ‘de daha çok ilgi görmekte ve Hıdırellez sabahı erken saatlerde kaleye çıkan kızlar, Kız Kulesi'nden dileklerini bağırmaktadırlar. Kimi zaman kadınların ya da erkeklerinde Kız Kulesi'nden
“Çocuğum olacak vaktım”
“Okulu bitirecek vaktım”
gibi dileklerde bulundukları da gözlenmektedir.
Kaledeki Kız Kulesi'nin yanında bir şarapnel oyuğu gibi insan boyunda olan taşın içine yatan kadınlar çeşitli dileklerde bulunurlar.
Kalenin kapısının kemerinde bulunan bir oyuğa, bir dilek tutulup 3 taş atılmaktadır. Eğer taşların 3'üde oyuğa girerse dileğin yerine geleceğine inanılmaktadır.
Yine kalenin kapısının önündeki uçmak ağacına insanlar üzerlerinden bir bez ya da ip parçası kopararak bağlamak suretiyle dilekte bulunmaktadır.
Manilerde Karahisar Kalesi
Yörelerin coğrafi yapılarındaki önemli varlıklar, o merakının folkloüne 1. derecede yansımaktadır. Söz gelimi:Sıradağlar, ovalar, akarsular, göller, yaylalar, kaleler ve diğerleri...Afyonkarahisar şehrinin de yerden 226 metre yükseklikteki bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş olan kalesi de önemli bir tarihi yapı olmasının yanı sıra, coğrafi özelliği nedeniyle halk folklorünün en yaygın biçimlerinden biri olan manilerde geniş biçimde yer almıştır.
Afyon dağlar içinde
Gül yapraklar içinde
Afyon'u Allah korusun
Kalesi var içinde
Saçım uzun öreyim
Göz yaşımı sileyim
Eğil Afyon kalesi
Ben yarimi göreyim
Diye mani yakan diller, bazen sevdiklerine sitemlerini manilerle gönderirken Karahisar Kalesi'nden söz etmeden geçememişlerdir:
Hisarın ardı diken
Yaktın beni gül iken
Allah da seni yaksın
Üç günlük gelin iken
Kaleden indim iniş
Mendilim dolu yemiş
Yare saldım yememiş
Kendisi gelsin demiş
Afyon'un kalesine
Kuş konmuş tepesine
Sırçadan saray yapsan
Varmam senin gibisine
Kalenin ardındayım
Saatin dördündeyim
Eller derin uykuda
Ben yarin derdindeyim
Genç kızların atışma manilerinde de Karahisar Kalesi'ni bulmak mümkündür:
Kaleden attım kazı
Ayakları kırmızı
Senin varacağın oğlan
Ayakkabı hırsızı
Kalenin altı tandır
Yandır Allahım yandır
Senin varacağın oğlan
Hem bıyıklı, hem kambur
Türkülerde Karahisar Kalesi
Halkın duygularının, özlemlerinin, dileklerinin, acılarının, aşklarının, sevilerinin, hasretlerinin, kahramanlıklarının saza ve söze döküldüğü türkülerde yöreye ait folklorik özellikler, mahalli motifler ağır basmaktadır. Afyonkarahisar halkı da içinde yaşadıkları şehir ile özdeşleşen Karahisar Kalesi üzerine türkü yakmadan edememiştir.
Af(i)yon'un (aman aman) ortasında kalesi
Üzerinde vardır kızlar kulesi
Sözleriyle başlayan türkü, Afyonkarahisar'ın en tanınmış türkülerinden biri olarak Türkiye Radyolarında çalınıp söylenmektedir.
Bir başka türküde ise Karahisar Kalesi'nden
Karahisar Kalesi bükülür gelir
Zülüfler gerdana dökülür gelir
Dizeleriyle söz edilmektedir.
Çemberin Dalda Kaldı türküsünde geçen
Kalenin ardı pınar
Elimi soksam donar
Ne kız oldum ne gelin
Yüreğim ona yanar
Kalenin ardı bostan
Yıkılsın Arabistan
Arabistan kızları
Ne don giyer ne fistan
Dörtlüklerinde de kaleden söz edilmekte ve bu türkü aynı zamanda bir kadın oyun havası olarak çalınıp söylenmektedir.
Her ne kadar Karahisar Kalesi ile ilgisi olmasa da Kara Hüseyin adlı Emirdağ türküsünde geçen
Karasar damını yardımda kaçtım
Su vermez yoluna sar(ı) altın saçtım
Filiğin Hatça'yı aldımda kaçtım
Dizelerindeki “Karasar” kelimesi , Karahisar'ın halk arasında söylenen bir biçimi olması nedeniyle dikkat çekicidir. Kimi köylerde de Karahisar “ Kareysar” olarak söylenmektedir. Halk arasında söylendiği gibi almak gerekirse buna “ Garasar ”
Ya da “ Gareysar ” demek daha doğru olacaktır.
İsimlerde Karahisar Kalesi
Afyonkarahisar'da yetişen birçok alim, sanatçı, şair, mutasavvıf, kumandan ve devlet adamları “Karahisari” lakabını gururla taşımız ve bununla meşhur olmuşlardır.
-Ahter-i Kebir adlı Arapça-Türkçe lugatıyla tanınan Muslihiddin Mustafa bin Şemseddin Karahisari (AHTERİ),
-Şamil-ül Lüga adlı Farisiçe-Türkçe lugatıyla tanınan İmadoğlu Hasan Karahisari,
-Ünlü mutasavvıf Abdurrahman Karahisari ( Mısırlıoğlu-Mısri Sultan ),
-Alim,Mevlana Hattat Haydar bin Ebilkasım Karahisari,
-Ünlü Hattat Ahmed Şemseddin Karahisari,
-Hattat Karahisari Derviş Mehmet
Karahisari adıyla ün kazanmış Afyonkarahisarlılardır.
Bu arada Afyonkarahisar şehrinde şu anda bazı duvarları ayakta kalabilmiş olan Kale Mescidi adlı bir camii, Kale ve Hisarardı adlarıyla anılan iki de mahalle bulunmaktadır.
Karahisar Kalesi ile İlgili Diğer İnanışlar
Halk arasında Karahisar Kalesi'ne bir kez tırmanan bir kişinin 7 yıl Afyonkarahisar'dan ayrılmayacağına ilişkin bir inanç vardır. Bu inanç ne kadar doğrudur bilemeyiz ama yüzyılların deneyimine dayanan ve bilimsel olarak açıklaması da yapılabilen bir diğer inanç vardır ki o da “ Karahisar Kalesi'nin ardı kararınca Afyonkarahisar'a yağmur yağdığıdır.” Olayı bilimsel yönden şöyle açıklamak mümkündür: Yurdumuza yağışlar genellikle Kuzeybatıdan ve güneybatıdan, yani Balkanlarla Orta Akdeniz üzerinden gelmektedir. Yağış sistemleri Ege, Orta Anadolu ve Doğu Anadolu üzerinden yurdumuzu terk etmektedir. İşte Karahisar Kalesi'de Afyonkarahisar kentinin batısına yakın bir yerde kurulu bulunduğundan yağmur bulutları sürekli olrak kalenin arkasından gelmekte ve Karahisar Kalesi'nin arkası kararınca Afyonkarahisar'a yağmur yağmaktadır. kaynak Afyon Belediyesi
Etiketler:
afyonkarahisar kalesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Facebook'ta Paylaş




